16 Aralık 2012 Pazar

Eurovision yalanı

Bu ülkenin geleneklerinden biriydi Eurovision. Her yıl elde kağıt kalemle televizyon karşısına geçilir, puan hesabı yapılırdı. Hüsranlar dönemiydi o zamanlar. 'Arkadaş' ile sıfır çektiğimiz, 'Petrol' ile hayal kırıklığına uğradığımız yıllardı. Eurovision heyecanı solarken Şebnem Paker ile heyecanımız geri gelmişti. 1997'deki üçüncülük, iyi müziğin 'komşu faktörü' olmadan da dereceye girebileceğini göstermiş, bizi yeniden umutlandırmıştı.

2002'de Eurovision'da oylama sistemi değişti. Artık o ülkedeki vatandaşların telefonla gönderdiği oylarla puanlama yapılıyordu. Tabii ki bu durum hemen her ülkeye yayılmış Türkler sayesinde bize yaramıştı. Nitekim 2003'te Sertab Erener ile birinciliği elde etmiş, tarih yazmıştık. Türkiye yeniden Eurovision'u keşfetmişti. Ardından ikincilikler, üçüncülükler, dördüncülükler elde etmeye başlamıştık. Gurbetçilerin oyları Türkiye'yi hep zirveye taşıyordu.

Elbette komşu komşunun puanına muhtaçtı. Yine Rumlar ile Yunanistan, İsveç'le Norveç gibi komşular birbirine puan dağıtıyordu. Bu durumdan çok şikayetçiydik. Ama bu şikayetimiz Azerbaycan ile12 puanı karşılıklı birbirimize vermemize engel olmuyordu!

Bu ikiyüzlü tutumumuza rağmen Eurovision'a katılmaya devam ediyorduk. 2011'de puanlama sistemi değişince işler de değişti. Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya gibi 'ana ülkeler' bu sistemde oy alamıyordu. Bunun üzerine seyirci oylarını yüzde 50'ye düşürdüler.

Puanlamanın değişmesiyle birlikte Türkiye 2011'de Yüksek Sadakat ile yarı finali geçemedi, 2012'de Can Bonomo ile 7. oldu. Bir anda düşüş yaşamıştık. Hemen bir suçlu bulunmalıydı! Aranan suçlu çabuk bulundu: Puanlama sisteminin değişmesi ve komşuya oy politikası!

Hemen rest çekildi ve "2013'te Eurovision'a katılmayacağız" denildi! Eurovision yönetimi de "Eyvah Türkiye gelmiyor" diye karalar bağladı (!)

Hatırlar mısınız geçen yıl kasedi satmayınca Teoman müziği bırakmıştı. (Bu açıklamadan sonra Teoman'ın konserlerinden oluşan albümün piyasaya çıkması ve çok satanlar arasına girmesi de manidardı!) Çok değil 1 yıl sonra da "Sizi çok özledim" diyerek geri döndüğünü açıklamıştı!

İşte Türkiye'nin Eurovision'dan çekilmesi tıpkı Teoman'ın müziği bırakması gibi 'fasulyeden'! 2013'e katılmazsak 2014'e katılacağız. Tabii bu işin görünen yüzü. "Komşu komşuya puan veriyor bu yüzden katılmıyoruz" açıklaması inandırıcılıktan uzak. Bu çekilmenin gerçek sebebini bulmak için hadi biraz Avrupa'ya bakalım.

Avrupa büyük bir ekonomik krizle yüz yüze. Yunanistan iflasın eşiğinde. Yunanistan'ın 'yavrusu' Rum Kesimi de ona keza. İspanya tarihinin en büyük işsizlik oranıyla boğuşuyor. Portekiz battı batacak. Euro 2012'den umduğunu bulamayan Polonya '5 cent'e muhtaç'. Belçika ekonomisi çöktü çökecek. İşte bu süreçte Portekiz ve Polonya ekonomik kriz nedeniyle Eurovision'a katılmayacağını açıkladı. Yunanistan ve Rum Kesimi de katılmamayı düşündüğünü bildirdi.

Oysa Türkiye öyle mi! Ekonomisi çok iyi giden Türkiye 2012'de % 4 büyüme bekliyordu. Konu komşuya hatta IMF'ye borç verecek hale gelmiştik. Nitekim Libya'da, Suriye'de muhaliflere çanta çanta para taşımıştık. Hem de Libya'da kuryeliği Dışişleri Bakanı yapmıştı.

Maalesef vitrinin arka yüzü ön tarafta gösterilene benzemiyor. Büyümede % 3'ü bulursak kendimizi şanslı sayacağız. Yıllık enflasyon seneler sonra ilk kez çift haneli rakamlara çıkarak % 13.3 oldu. Yine işçi, memur ay sonunu getiremiyor.

Bu durum ülke ekonomisinin bize gösterildiği kadar toz pembe olmadığını kanıtlıyor. İşte bu nedenle ekonomiyi toparlayabilmek için kesintilere ihtiyaç duyuldu. En zararsızı, kimseyi rahatsız etmeyecek olanı da Eurovision'du! Klasik efelenme tarzıyla "Katılmıyoruz" dedik mi iş bitecekti! Nasılsa peşinden "Eurovision zaten gereksiz" diyen bir güruh gelecekti! Konu kapatılmış, para cepte kalmış olacaktı!

Siz hala ülkenin ekonomik durumunu övmeye devam edin, maddi kriz en büyük eğlencelerimizden birini daha elimizden aldı bile! Hadi geçmiş olsun!