10 Ağustos 2012 Cuma

Bir Babanın Hikayesi

Bu satırları taze bir baba olarak yazıyorum. Doğal olarak bloğun ilk yazısını da henüz 3 günlük olan kızım hakkında yazacağım. Anneler hakkına birçok site, blog hatta televizyon programı var ama babaların hikayesine hiç rastlamadım bugüne kadar. İşte bir erkeğin baba olma yolculuğu...


Her şey aslında haftalık iznimi alamamla başladı. Normal şartlarda salı günü yapmam gereken haftalık iznim, patronun "Zaten adam eksik, sen niye izin yapıyorsun?" deme riski nedeniyle pazartesi gecesi iptal edilmişti. İşte bu nedenle eve gittiğimde 9 aylık hamile eşime "Ya bu gece ya da yarın sabah doğur da işe gitmeyeyim" dedim. Nereden bileyim eşimin sözümü dinleyeceğini!

Ertesi sabah rutin kontrol için kadın doğum uzmanına gittik. Doktorumuz kontrolunü yaparken eşime dönüp "Senin sancın var" dedi. Yani anlayacağınız doğum başlamıştı ama eşimin haberi yoktu. Eşimi hemen doğumhaneye aldılar.

Her durum için önceden hazırlıkı olan eşim doğum için 2 bavul doldurup acil durumda bazı eşyaları nerede bulacağımı bana sıkı sıkı tembihlemişti. Fakat biz kontroldeyken doğum başladığı için hazırlıksız yakalanmıştık. Eşim doğumhanedeyken ben eve koşturup doğum çantalarını alarak hastaneye döndüm. Doğumhaneye girdiğimde daha 1 saat önce doğumun başladığından haberi olmayan eşimi sancılar içinde kıvranırken gördüm.

(Bu arada bizi hiç tanımamasına ve hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen eşim için sürekli dua eden, hatta eşim tam içmek üzereyken elindeki su şişesini kapıp okuyup üfledikten sonra geri veren Fatma Ebe'ye çok teşekkür ederim.)

Eşim doğumhanede yatarken kontroliçin gelen bir hemşire yanıma yaklaşıp eşimin karnını göstererek "Kimin?" diye sordu. Ben de gururla "Benim" yanıtını verdim. Önce suratıma aptal aptal bakan hemşire "Ben doktoru sormuştum" deyince aptal aptal bakma sırası bana geçmişti.

Kısa süre sonra sancılar sıklaşınca eşimi doğumhaneye aldılar. Tabii 'Kanbersiz düğün olmaz -' misali ben de içeri girdim. Karımın elini tutarken hem doktorumuz hem de ebe beni kibarca dışarı göndermek istediler. Fakat ben de 'sağır taktiği' uyguladım. Onların "Dışarı" sözlerini duymuyormuşum gibi davrandım. Fatma Ebe baktı ki çıkmıyorum "Bari diğer tarafa geç de ayağımızın altından çekil" diyerek beni 'kibarca' kenara attı.

Tabii ben doktor ve ebe ile köşe kapmaca oynarken eşim kıvranmaya başlamıştı. Fırlama olacağı şimdiden ortaya çıkan kızım biz kontrole geldikten 2.5 saat sonra "Artık dünyaya gelmek istiyorum" diyerek hareketlenmişti. Az önce de belirttiğim gibi kızım fırlamalığını gösterdi ve eşimin üçüncü çığlığıyla birlikte saat 13:10'da "Ben de buradayım" diyerek aramıza katıldı.

Gözlerimin önünde bir mucize gerçekleşmişti. Bir bebeğin, kendi bebeğimin dünyaya gelişine şahit olmuştum. Kızımı temizlenmesi için doğumhaneden çıkarırlarken doktor bana da "E hadi sen de çık artık" dedi. Bu kes sözünü dinleyip tıpış tıpış dışarı çıktım.

Bir süre önce "Kimin?" sorusu üzerine karşılıklı aptallaştığımız hemşire bu kez kızımı bana uzattı. O küçük mucizeyi kucağıma aldığımda ayaklarım yerden kesilmişti adeta. Ardından hemşire temizlemek için kızımı götürdü. Giderken benden kızımın kıyafetlerini getirmemi istedi. Ben telaş içinde bavuldan bir şeyler kaparak hemşireye götürdüm. Hemşire elimdekilere bakarak "Bunları mı getirdin?" diye sordu. Bunun üzerine ben de elime baktım.Telaştan sadece zıbın ve eldiven almıştım. "Durun ben takımın kalanlarını da getireyim" diye geri dönerken hemşirenin içinden "Şapşal" dediğnden neredeyse emindim.

Sonunda kızım yıkanmış ve giydirilmiş olarak odamıza getirildi.. Doğumundan 20 dakika sonra bu fotoğrafı çekip internete koydum.


Ve kızım Meriç doğumundan 20 dakika sonra internet şöhreti haline geldi. Fotoğrafı koyduktan sonra tebrik üstüne tebrik alırken ağzım kulaklarımı çoktan geçmişti.

İşte benim babalık yolculuğum böyle başladı. Darısı tüm baba adaylarının başına...